Templates by BIGtheme NET

Pratik Felsefe

 

pratik felsefe

Platon

Pratik felsefe başlığını görenler, mutlaka teorik felsefe de mi var diye soracaklardır. Bugün çoğu yerde gördüğümüz ya da duyduğumuz felsefe zaten teoriktir. Nasıl ki, teorik fizik ve uygulamalı fizik diye iki ayrı yol var – oysa ki ikisi de doğayı anlamayı amaç edinir, çünkü “fizik” kelimesi köken itibariyle “doğa” anlamına gelir – aynı şekilde felsefenin de teorik ve uygulamalı olarak iki yönü vardır. Nitekim tarih içerisinde doğuda ve batıda uygulamalı felsefe çalışan bir sürü okul da olmuştur. Anadolu’da Milet Okulu’ndan, İtalya’da Krotana Okulu’na; Hindistan’da Patanjali’nin okulundan Meksika’daki Calmecac Okulu’na kadar her yerde ve her dönemde bu okullara rastlanır.

Bu okulların özellikleri nedir?

Elbette felsefe çalışırlar. Felsefe kelime anlamı ile ‘bilgeliğe duyulan aşk’tır. Bilgelik nerededir? Bilimde, sanatta, politikada, inançlarda… Her yerde ve şeyde felsefe vardır. Ne, neden, niçin sorularını sormanız yeterlidir. Ancak, öncelikle alçakgönüllü bir şekilde “tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir ama isteğim araştırmaya devam etmektir.” diyen Sokrates gibi olmalıyız.

Felsefe, bugün anlaşıldığı üzere sadece zihin jimnastiği değildir. Birbirimizle zihinsel yarış yapmayacağız. Amaç, daha üst ve bütüncül bir bakış açısına ulaşmaktır.

Felsefe, sadece felsefe tarihi çalışmak da değildir. Elbette felsefe bilimi altında felsefe tarihi çalışılır ama felsefe yukarıya ve ileriye doğru, sadece ve sadece GERÇEK’in peşinde koşar.

Felsefe, sadece soru sormak da değildir. Evet, güzel sorular sorabilmek kişinin zekâsını gösterir ancak o zekâ, kişiyi yanıtlar bulmaya da götürmelidir. Felsefe, yanıtları arar.

Pratik felsefe çalışanların ortak özelliklerinden biri onların da birer okul gibi olmalarıdır, örneğin Giordano Bruno’dan bahsedebiliriz. Söyledikleri ve yaptıkları şeyler tutarlıdır. Yani, düşündükleri şekilde yaşarlar.

Bugün felsefeci ve filozof arasında ayrım yapmak zorunda kalıyoruz. Felsefeci, tüm (!) akımları, dönemleri, kişileri bilir ama bunları konuşurken başka bir hayat yaşar. Filozof ise, söylediği gibi yaşar.

Filozof, münzevi hayat yaşayan kişi demek de değildir. Bununla ilgili çok güzel bir hikâye var: İki arkadaş, gerçeğin peşinden koşarken biri dağa çıkıp, münzevi bir hayat yaşar, diğeri de şehirde yaşamayı tercih eder. Aradan uzun zaman geçtikten sonra, dağdaki dostumuz, şehirdeki arkadaşını merak eder ve şehre gelir. Arkadaşı ayakkabıcı olmuştur. Arkadaşının dükkânına elinde file içerisindeki süt ile girer. Amacı arkadaşına ”ben oldum”u göstermektir. Onlar konuşurken dükkâna güzel bir kadın girer ve süt dökülür. Ayakkabıcı dostu, “dağda ermiş olmak kolaydır, şehirde olmak başkadır” der.

Filozof, sadece kitap kurdu da değildir. Elbette okur ama araştırma yapmak ve daha doğru olana ulaşmak için okur. Okuduklarını eylemlerinde gösterir. Onu 4 arketip harekete geçirir. Doğruya bilim sayesinde, güzelliğe sanat sayesinde, adalete politika yani birlikte yaşam sanatı vasıtasıyla ve iyiliğe inançlarla ulaşır.

Filozof, eklektiktir. Yani önyargılı-bölücü değildir. Ne bir döneme, ne bir kişiye ne de bir coğrafyaya takılıp kalır. Karşılaştırmalı olarak inceleme yapar ve seçer. Seçme konusu, onun zekâsını bileyler. Farklılıkların kültürel etkilerinden sıyrılıp, şeklin arkasındaki ana mantığı kavramaya çalışır.

Filozof, mistik de değildir ama mistiğe doğru ilerler. 2003 yılında İstanbul’da gerçekleşen Dünya Felsefe Kongresi’nde bir Alman felsefeci, bir bilim insanının eninde sonunda her şeyin arkasındaki nedeni sorgularken, aklın ulaşamadığı sınıra varacağından bahsetmiş ve Platon’a hak vermiştir.

Filozof, erdemli bir kişidir. Bunu da bir hikâye ile açıklayalım: Bir Kızılderili reisin iki köpeği vardır, biri siyah, adı kötülük; biri beyaz, adı iyilik. Reisin bir de torunu vardır. Bir gün torun reise sorar, “Dede, bu köpekler sürekli kavga ediyor, kim kazanıyor?” der. Bilge reis yanıt verir: “Ben hangisini daha çok beslersem o kazanıyor.” Doğamızda bizi onurlu veya onursuz yapan her şey bulunmaktadır, önemli olan bizim hangi tarafımızı besleyeceğimizdir.

İşte filozofu filozof yapan da budur: SEÇİMLER… Pratik felsefe, kendisini bizim eylemlerimizde ifade eder, sözlerimizde değil.

Her zaman, evrensel ve kalıcı olanı aradığımızda ve doğru-güzel-adil ve iyi olandan yana durduğumuzda doğal olarak yaşamımızın tam göbeğine felsefeyi çekeriz ve filozof oluruz.

Cümlelerimi Hintli bir filozofun sözleriyle bitirmek isterim: “Sloganımızın ‘Eylem Halindeki Bilgelik’ olması çok iyi olabilir. Bu, Bilgeliği sadece kitaplarda okumak değil onu hayata tercüme etmektir, böylece hayatın zor koşullarına karşı giderek artan bir iç uyanış kazanılacaktır. “

Oya UYSAL

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedIn