Filozoflar

Marcus Aurelius (M.S. 121-180)

Roma imparatoru ve stoacı filozoftur. Roma  imparatoru sıfatıyla en güçlü insanlardan biriydi ama hem bireysel hem de devlet adamı olarak yaşamını para, mal, mülk iktidar ya da şöhret tutkusu değil, erdem, adalet ve barışa duyduğu özlem yönlendiriyordu. 161 yılında imparator olur. Devam  eden savaşlar sebebiyle hükümdarlığının büyük bölümü seferlerde geçer. Ancak yine de Atina’da Platonik, Aristocu, Stoacı ve Epikürcü olmak üzere her biri bir felsefi geleneğin ilkelerine karşılık gelen Felsefenin Dört Kürsüsünü kurma zamanı bulabilir. Stoacı felsefeden etkilendiği ve onu çalıştığı aşikardır. Acemi bir filozofun üç ayrı alanda ya da topoi de eğitilmesi gerektiğini ifade eden Epiktetos’tan  etkilenmiştir. Eğitimin bu üç alanı, üç tür felsefi söyleme karşılık gelir; fizik, etik ve mantık. Epiktetos’ a göre  yalnızca felsefe üzerine konuşmak yeterli değildir. Felsefe öğrencisi, felsefi ilkeleri eyleme dönüştürerek sindirebileceği uygulamalı bir eğitime de tabi tutulmalıdır. Yalnızca bu, acemi bir filozofu bir alim ya da bilgeye dönüştürebilirdi. Buna göre: Bir filozof olarak Doğa’nın nasıl işlediğini bilmek yeterli değildir. O, kendi arzularını bilginin ışığı altında eğitmelidir böylece arzulayabileceği tek şey Doğa ile uyum içinde olmak olacaktır. Bir Stoacı için Doğa birbiriyle iç içe geçmiş karmaşık bir fiziksel sistemdir ve birey bunun bir parçasıdır. Eğer ki bu geniş fiziksel sistemin işleyişine uygun olmayan arzular beslenirse kişinin hayal kırıklığına uğraması ve mutsuz olması kaçınılmazdır. Kişinin davranışlarına şekil veren itkilerin eğitilmesi şarttır. Böylece acemi filozof bir bilgenin nasıl davranması gerektiği sorusunu sormayıp bir bilge nasıl davranıyorsa öyle davranacaktır.