Seminer ve Konferanslarımız

Don Kişot Sembolojisi ve Müzikal Tiyatro Oyunu

Geçen hafta sonu KOZA tiyatro ekibinin yeniden can verdiği Don Kişot ile içimizdeki kahramanla buluşmak üzere bir yolculuğa çıktık .Yol göstericimiz Don Kişot olsa da onu anlamak o kadar da kolay değildi, nihayetinde o bir deliydi!. Peki, ya nasıl daha iyi anlayabilirdik ki onu?

KOZA tiyatro ekibi bu soruyu önceden düşünmüş olacak ki hazırladığı Don Kişot Sembolojisi adlı konferans ile Don Kişot’ a ve yaşadığı yolculuğu anlamlandırmamızda bizlere farklı bir bakış açısı kattı. Konferansın ana teması “Zıtlıklar üzerine kurulmuş bir uyum” olarak göze çarpıyor. Semineri veren Araştırmacı Sn. Elif ÖZTÜRK’ ün ilk cümlesi “En bariz örnek romanın görünürde komedi gibi durmasına karşın içinde büyük bir trajedi barındırmasıdır. Yahutta Don Kişot ile yardımcısı Sancho Panza arasındaki karakteristik

zıtlıklardır. Don Kişot ne kadar hayalperest ise Sancho Panza o kadar realisttir.” olması da bu temanın geçerliliğini haklı kılar nitelikte. Konferansın devamında Elif Hanım:

“Hikayemiz, Don Kişot’ un şövalye olma arzusuyla başlıyor ve

onun yolculuğunu konu alıyor. Günlük yaşamda her birimizin karşılaşıp es geçeceği durumları Don Kişot bir

şövalyenin karşılaşacağı onurlu savaşlar olarak görüyor. Onun yolu erdemlerden geçiyor. Öyle ki kibar, iyiliksever ve hayalperest olmak bunlardan sadece birkaçı. Yol arkadaşı Sancho Panza her macerada Don Kişot’ u gerçek dünyaya çağırsa da Don Kişot onu ve biricik aşkı Dulcinea’ yı adım adım kendi hayal dünyasına çekmeyi başarıyor.

Don Kişot’ un aşkı Dulcinea ! O aslında sıradan bir köylü kızı olan Aldonzo fakat Don Kişot’ un zihninde Dulcinea adında soylu bir prensese dönüşüyor.. Bu şekilde Don Kişot’ un özgür ve yaratıcı karakteri, insanlardaki saf, güzel ve erdemli yanı yani olması gereken tarafı açığa çıkarıyor. Bu açıdan bakıldığında onun aşkı Dulcinea’ da, evrensel değerlerin ateşini kaybetmiş olduğu bir ortaçağ dünyasında ışık olma arayışının temsili oluyor.

Tüm yolculukları bunun içindir aslında; ışık olabilmek için. Onun zihni gerçeklikten uzak güzelliklerle doludur. Tüm maceraları boyunca karşılaştığı herkese bir parça iyilik ve bir parça da hayal gücü bırakmak ister. Bunu ne kadar başarır peki?

Hikayemizin sonunda komedi trajediye doğru döner. Don Kişot ölmek üzeredir ve gerçek dünyanın kurallarını kabul eder ama bu sefer Sancho Panza onu bırakmaz ve hayal kurmaya teşvik eder. Don Kişot ölüyor olsa da hikayenin başında oldukça realist olan Sancho Panza ve karşılaştığı diğer insanlar biraz da olsa hayal gücüne ve güzelliğe kavuşmuşlardır. Don Kişot’ un yol boyunca Sancho Panza’ yı eğitmesi aslında insanın kendi zihnini eğitmesinin bir temsili gibidir. Kişi ne kadar güzelliğe gitmek istese onu zihninde geriye çekmek isteyen bir Sancho Panza vardır . Ve ilerlemek ancak Sancho Panza’ yı eğitmekle olacaktır.”

Peki, bu maceraya atılmak istemezsek? Eğer bu yolculuğa çıkmazsak ve önceden belirlenmiş toplumsal rolleri oynarsak bizler sadece birer kukla olacağız. Asla kendimiz olamayacak, bir ömür boyunca kendimizden uzak bir hayat yaşayacağız. İçimizdeki kahramanla buluşmak ise yola ne zaman çıkacağımıza ve onu tanımayı ne kadar istediğimize bağlı.

Haydi ne duruyorsunuz, macereya adım atın…