fbpx
Templates by BIGtheme NET

Anılar, Düşler, Düşünceler, Carl Gustav Jung, Can Yayıncılık, 2012, Istanbul

anilardusler

Anılar, Düşler, Düşünceler, Carl Gustav Jung, Can Yayıncılık, 2012, Istanbul, Dili: Türkçe.

İçindekiler:

  1. İç konuşma
  2. Çocukluk Dönemi
  3. Okul Yılları
  4. Üniversite Yılları
  5. Psikiyatrik çalışmalar
  6. Sigmund Freud
  7. Bilinçdışını irdeleme
  8. Yapıtların Oluşumu
  9. Kule
  10. Geziler
  11. İmgeler
  12. Ölümden sonra yaşam üzerine
  13. Son dönem düşünceleri
  14. Geçmişe bakış

Appendices (Ekler)

Açıklamalar- Jung’un terminolojisine ilişkin

Summary (Özet)

Daha çocuk yaşlarında kişilik ve birey ayrımının farkına varan Jung, gençlik yıllarına doğru bilimin deneyselliğe, din ve felsefenin insancıllığa ve tarihin, kişiliğin öğrenmesine yardım ettiğini keşfetmiş ve hepsini çalışması gerektiği kararına varmıştı. Üniversite yıllarında ise, “dışarıda arama; gerçek, insanın içindedir.” öğretisi ile tanışmış ve “Ruh olmasaydı, ne bilgi ne de sezgi olurdu” anlayışına sahip olmuştu. Dolayısıyla “giderek deneyimin gerekliliğine inanıyor, filozofları deneyimi göz önünde bulundurmadan çene yordukları için suçluyordum.” diyordu.

Sürekli, insanlara daha fazla yararlı olmak için araştırıyor, okuyor ve gözlemliyordu. “Psikoterapinin özü yöntem olmadığına göre, psikiyatri eğitimi görmüş olmak yeterli olmaz. Psikoterapi malzemesini öğrenebilmek için çok uzun yıllar çalıştım. 1909 yılından da önce, simgelerini tanımazsam gizli psikozu tedavi edemeyeceğimi anlamıştım. Mitoloji öğrenmeye başlamamın nedeni budur.” “Mitler, bilimin ilk biçimleridir.” Bu araştırmaları onu “Tarihöncesine ait mağaralarda nasıl ki insanlar gelip oralara el koyana dek genelde hayvanlar yaşamışsa, ruhun ilkel yanı da, hayvan ruhunun yaşam sınırında sona erer.” bilgisine kadar ulaştı. Sonunda; “Bilinç düzeyi yalnızca, karşıtların çatıştığı burada, yani dünyadaki yaşamda daha üst düzeye yükseltilebilinir ve bir bireyin metafiziksel görevi de budur, ama bu olgu “mitoloji üretmeden” elde edilemez. Mitler, bilinçsiz bilgiyle bilinçli bilgi arasındaki doğal ve vazgeçilmez iletişimi sağlarlar.” diyerek mitoloji çalışmaya vurgu yaptı.

Buldukları sonunda “Günümüzde, bizi tehdit eden tehlikenin doğadan gelmediğini, insan ve kitle ruhundan kaynaklandığını apaçık görüyoruz. Tehlike, insanın ruhundan kopmuş olmasında.”  anlayışına vardı. “Medeniyetimizin getirdiği hoşnutsuzluk, köksüzlüğümüzün ve geçmişle bağlantımızın yitmesinin sonucudur.” “Eleştirel mantığın egemen olduğu oranda, yaşam kısırlaşır; …bilince yükseltebildiğimiz mitleri kattığımız oranda da yaşama katkıda bulunuruz.”

“Doğayı tanımayan insanların, gerçeğe dönük olmadıkları için nevrotik olduklarına kuşku yok. Onlar çocukça bir saflık içindedirler ve nevrozlarını geçirmeye yaramasa da, onlara yaşamın gerçeklerini, yani herkes gibi insan olduklarını öğretmek gerekir.” “Ruhsal gelişimin amacının benlik olduğunu anlamaya başladım. Çizgisel bir evrim yoktu. Merkezin çevresinde dönüp dolaşılıyordu….amaç merkezdi ve herşey ona yöneliyordu.” Ariadne gibi elime ipliğini verip bana yol gösteren olmadığı için, simyasal düşünce tarzının labirentlerinde yolumu bulabilmem çok uzun sürdü.”

Kitap’da aynı zamanda çağdaşları hakkında “Freud, cinselliğin hem Tanrı hem de Şeytan olan bir numen olduğu düşüncesine biraz daha eğilseydi, biyolojik bir kavramın sınırları içinde sıkışıp kalmaz, Nietzsche de insanın varoluşunun temellerine sıkı sıkıya sarılsaydı, zihinsel açıdan aşırılığa kaçıp dünyanın kenarındaki uçuruma sürüklenmezdi.” açıklarını da bulabilirsiniz.

“Işığı özlemek, bilinçli olmayı özlemek demektir.” diye Carl Gustav Jung’a insanlığa kattığı görüşleri için teşekkür ediyorum.